Bu şarkı karşılıksız kalan bir aşkın ve terkedilişin yangınıyla, yalnızlık ve hüznünden, sevgiliye duyulan özlemden, dumanlarla dolmuş bir gönle, bir pencere açarak, sessizlikle kabullenişe, göz yaşıyla iç arınmaya, çarenin kendinde olduğu farkındalığıyla yeniden ayağa kalkmaya, küllerinden yeniden doğmaya ve her dem sevgi ve muhabbetle yaşamaya, taşıyan dört şarkılık bir yolculuğun ilk şarkısı, devam edecek, devamı gelecek.
Bu dört şarkılık hikâyenin, karşılıksız kalan, buruk bir aşktan, Her zerrede gerçek aşkın yaşanacağı bir hikâyeye nasıl döndüğünü, şarkılarımı takip ederek, dinleyerek, sözlerini anlayıp, sorgulayarak, farkına vararak, beraberce yürüyeceğimiz bir yol.
“Gece hâlâ bitmedi… Ama sabahın geleceğini artık biliyorum.”
Bu Şarkı, kaybedilen bir sevgilinin ardından yazılmış bir ağıt değil; kendini yeniden bulan bir insanın sessiz tan vakti yürüyüşüdür.
“Bu şarkı gecenin umutsuzluğunda ve karanlığında kalmıyor; tan vaktine uyanıyor.”
Bu şarkılar, umutsuzluğu anlatmak için yazılmadı; umutsuzluğun içinden geçen insana, çıkış yolunda eşlik etmek için yazıldı.
“Etki, terk ediliş; tepki, kendini fark ediş.”
Bu şarkılarda ben kendimle konuşuyorum. Yazdığım tüm şiirler, şarkılar ve dahi makaleler kendi kendimle konuşmalarımdır. Kendimi kendime anlatışlarımdır. Eğer benden sonra, aynı yoldan geçen biri, bu konuşmalarda kendinden bir şeyler bulursa, söylediklerimi düşünüp, anlar, farkına varıp, dumanla dolmuş gönül evinin perdelerini aralayıp, penceresini açabilir, güneşi görüp, temiz havayı soluyup, dumandan, isten kurtulursa, ne mutlu bana…
Mustafa Murat Güngör
23.09.2026
Beğendiysen Dostlarında Beğenebilir. Paylaşmaya ne dersin ?
Bir biri ardına, devrilen her yıl, insandan, bir şeyler alıp, götürürken, birçok şeyleri de getirip, koyar ömür heybesine. Kaybettiklerimiz uğruna, kazandığımız ve ileriki yaşantımızda, bize fayda sağlayacak her şey TECRÜBEDİR.
Her dert, her sıkıntı, her üzüntü, her kayıp, hayatın bize bir şeyler katma, bir şeyler anlatma çabasıdır. Bu çabaya kızarak, kırılarak, küserek, kendi kabuğumuza çekilerek değil, sebebini sorgulayarak, eksikliklerimizi gidererek, fazlalıklarımızı törpüleyerek ve bir daha aynı duruma düşmemek için, evvelce attığımız yanlış adımları, tekrarlamaktan vazgeçerek, hayata verdiğimiz her cevap TECRÜBEDİR…
TECRÜBE acıdır ve aynı zamanda paha biçilmezdir zira onu kazanabilmek adına, bir şeyi kaybetmek, bir şeyden vazgeçmek, bir derde katlanmak, bir sıkıntıyı aşmak, kısacası büyük bir bedel ödemek zorundayızdır.
Ve zamanla tecrübelerimiz arttıkça, hayatı ve karşımıza çıkarttığı, insanları, olayları ve durumları, daha iyi anlayıp, perde arkasındakileri daha iyi görmeye başlarız…
Yeter ki hayatın bizi olgunlaştırmak, kendimize getirmek, dünyaya geliş amacımızı bize hatırlatmak için karşımıza çıkardıklarına, İyi, kötü, hoş, nahoş, demeden, hoş geldin deyip, buyur edebilelim başköşeye ve yaşamış olduğumuz her şeye sevgiyle şükredebilelim…
Bu günüme gelmemde, bu günkü ben olmamda, hayatımda kazandığım ve boncuk, boncuk, TECRÜBE tespihime eklediğim, her bir tecrübede, emeği geçen tüm güzel canlara, sevgili aileme, akrabalarıma, dostlarıma, arkadaşlarıma, hayatımın her hangi bir diliminde, yolumuzun kesiştiği güzel yürekli, güzel insanlara, çok teşekkür ediyorum. Hayatıma kattıklarınız için teşekkürler, Bana yaşattıklarınız için teşekkürler, iyi ki varsınız, iyi ki sizleri tanıdım, sağ olun, var olun…
Her dem sevgi, dostluk ve muhabbetle…
Mustafa Murat Güngör
23.05.2014
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.