Değer Bilmek


İnsanın yaşı, belli bir vakti aşınca, hayattan kıdem aldıkça, bazı şeyler üzerindeki perdeler aralanır, fluluk ortadan kalkar ve netlik kazanmaya başlar.
Misal değer vermek meselesi gibi, insan gençken her kese, hatta haddinden fazla değer verir, verdiği değerin kadrini kıymetini biliyor mu, suiistimal ediyor mu yada aynıyla karşılık verebiliyor mu, bakmadan çoğu kez.
Lakin yaş ilerledikçe, verdiği değeri göremedikçe, gösterdiği değere karşılık göremediğinde, değer ve önem verdikçe değersizleştiğinde, üstüne üstlük verdiği değerin suiistimal edildiğini gördükçe, kırılır ve yorulur artık ondan sonrada bir daha o değeri vermez olur.
Zira almadan vermek Allah’a mahsustur. Kul için almadan, her daim vermek, her zaman verici olmak yorar, yorucudur, üzer, üzücüdür ve daha fazla yorulmamak ve üzülmemek için artık değer ve önem vermeyi durdurur.
Sözün özü, kıssadan hisse Hz. Mevlana’nın şu sözünde ayan olur .”Ey can hiç kimseye hak ettiğinden fazla değer verme; ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin.”
Mustafa Murat Güngör
01.04.2026

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About mmuratgungor

Bir biri ardına, devrilen her yıl, insandan, bir şeyler alıp, götürürken, birçok şeyleri de getirip, koyar ömür heybesine. Kaybettiklerimiz uğruna, kazandığımız ve ileriki yaşantımızda, bize fayda sağlayacak her şey TECRÜBEDİR. Her dert, her sıkıntı, her üzüntü, her kayıp, hayatın bize bir şeyler katma, bir şeyler anlatma çabasıdır. Bu çabaya kızarak, kırılarak, küserek, kendi kabuğumuza çekilerek değil, sebebini sorgulayarak, eksikliklerimizi gidererek, fazlalıklarımızı törpüleyerek ve bir daha aynı duruma düşmemek için, evvelce attığımız yanlış adımları, tekrarlamaktan vazgeçerek, hayata verdiğimiz her cevap TECRÜBEDİR… TECRÜBE acıdır ve aynı zamanda paha biçilmezdir zira onu kazanabilmek adına, bir şeyi kaybetmek, bir şeyden vazgeçmek, bir derde katlanmak, bir sıkıntıyı aşmak, kısacası büyük bir bedel ödemek zorundayızdır. Ve zamanla tecrübelerimiz arttıkça, hayatı ve karşımıza çıkarttığı, insanları, olayları ve durumları, daha iyi anlayıp, perde arkasındakileri daha iyi görmeye başlarız… Yeter ki hayatın bizi olgunlaştırmak, kendimize getirmek, dünyaya geliş amacımızı bize hatırlatmak için karşımıza çıkardıklarına, İyi, kötü, hoş, nahoş, demeden, hoş geldin deyip, buyur edebilelim başköşeye ve yaşamış olduğumuz her şeye sevgiyle şükredebilelim… Bu günüme gelmemde, bu günkü ben olmamda, hayatımda kazandığım ve boncuk, boncuk, TECRÜBE tespihime eklediğim, her bir tecrübede, emeği geçen tüm güzel canlara, sevgili aileme, akrabalarıma, dostlarıma, arkadaşlarıma, hayatımın her hangi bir diliminde, yolumuzun kesiştiği güzel yürekli, güzel insanlara, çok teşekkür ediyorum. Hayatıma kattıklarınız için teşekkürler, Bana yaşattıklarınız için teşekkürler, iyi ki varsınız, iyi ki sizleri tanıdım, sağ olun, var olun… Her dem sevgi, dostluk ve muhabbetle… Mustafa Murat Güngör 23.05.2014 (c) Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazı ŞİİR içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz, paylaşırmısınız...